Nafaka Davası ve Nafaka Çeşitleri

Nafaka Davası ve Nafaka Çeşitleri

Nafaka davası, aile hukukunda ekonomik olarak daha zayıf durumda bulunan eşin veya çocuğun korunmasını amaçlayan mali bir yükümlülüktür. Türk hukuk sisteminde nafaka; boşanma sürecinde, boşanma sonrasında ve bazı hısımlık ilişkilerinde gündeme gelebilen, aile bireylerinin geçimini ve korunmasını güvence altına alan önemli bir hukuki kurumdur.

Nafaka davası; boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da ayrı bir dava olarak ileri sürülebilir. Nafaka talepleri, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir ve mahkeme tarafından tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak belirlenir.

İzmir Gaziemir Menderes Nafaka Davası Avukatı Erdi Durak
İzmir, Gaziemir ve Menderes bölgeleri için hazırlanan güncel nafaka davası ve nafaka türleri bilgi grafiği.

Nafaka Davası Kapsamında Değerlendirilen Türler

Türk hukukunda başlıca dört nafaka türü bulunmaktadır:

a. Tedbir Nafakası

Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası sürecinde, eşlerden biri ile ergin olmayan çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilen geçici nitelikte bir nafakadır. Bu nafaka, dava sonuçlanıncaya kadar devam eder ve geçici koruma amacı taşır. Tedbir nafakasında kusur araştırması yapılmaz; esas olan, tarafların ve çocukların dava süresince mağduriyet yaşamamasıdır.

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, TMK m. 169 uyarınca davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri re’sen alır. Bu kapsamda eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakımına ilişkin tedbirler belirlenebilir.

Boşanma davası açılmadan önce ise, eşler arasında ortak hayatın sürdürülmesi ciddi biçimde tehlikeye düşmüşse TMK m. 197 kapsamında ayrı yaşama hakkı doğabilir. Bu durumda hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine diğer eşin yapacağı parasal katkıya ve diğer gerekli önlemlere karar verebilir. Uygulamada bu düzenleme, boşanma davası açılmadan önce de tedbir niteliğinde ekonomik koruma sağlanabilmesine imkân tanır.

Tedbir nafakası, boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi, şartları varsa ayrıca da istenebilir. Boşanma davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakası, kural olarak boşanma kararının kesinleşmesine kadar sürer. Boşanma kesinleştikten sonra ise şartlarına göre yoksulluk nafakası veya iştirak nafakası gündeme gelebilir.

b. Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan eş lehine hükmedilen nafakadır. Bu nafaka, boşanma sonrası ekonomik olarak korunmaya muhtaç hale gelecek tarafın temel geçimini güvence altına almayı amaçlar. TMK m. 175 uyarınca, yoksulluk nafakası süresiz olarak talep edilebilir. Ancak bu süresizlik, bazı sona erme halleri bakımından mutlak değildir.

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için başlıca şartlar şunlardır:

  • Nafaka talep eden eş boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmalıdır.
  • Nafaka talep eden eşin kusuru, diğer taraftan daha ağır olmamalıdır.
  • Nafaka ödeyecek eşin mali gücü bulunmalıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, yoksulluk nafakasında nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağıdır. Esas önemli olan, nafaka isteyen tarafın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi ve kusur durumunun kanundaki sınırı aşmamasıdır. Ayrıca mahkeme, tarafların yaşam standartlarını, gelir düzeylerini, mesleklerini, çalışma imkânlarını ve genel ekonomik durumlarını dikkate alır.

Yoksulluk nafakası, kural olarak süresizdir; ancak aşağıdaki hâllerde sona erer:

  • Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi,
  • Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,
  • Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması,
  • Nafaka alacaklısının ölümü,
  • Nafaka borçlusunun ölümü.

Tarafların ekonomik durumlarında önemli değişiklik meydana gelirse nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması için dava açılabilir.

Yoksulluk nafakası boşanma davası içinde talep edilebileceği gibi, boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra da ayrıca istenebilir. Ancak bu talep için TMK m. 178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık süre içinde dava açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, süresi içinde ileri sürülmeyen talepler bakımından sonradan nafaka istenmesi mümkün olmaz.

c. İştirak Nafakası

İştirak nafakası, boşanma veya ayrılık sonrasında çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve diğer zorunlu giderlerine katılmak amacıyla, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn tarafından ödenen nafakadır. Bu nafakanın temel amacı, çocuğun boşanma nedeniyle ekonomik açıdan olumsuz etkilenmesini önlemek ve çocuğun üstün yararını korumaktır.

İştirak nafakası, TMK m. 327 ve m. 330 çerçevesinde değerlendirilir. Buna göre çocuğun bakım ve eğitim giderleri ana ve baba tarafından karşılanır. Nafaka miktarı belirlenirken;

  • çocuğun yaşı,
  • eğitim durumu,
  • sağlık ihtiyaçları,
  • özel gereksinimleri,
  • tarafların gelir durumu,
  • ebeveynlerin hayat koşulları

dikkate alınır.

İştirak nafakasında ebeveynlerin boşanmada kusurlu olup olmamaları esas belirleyici değildir; çocuğun yararı ön plandadır. Bu nedenle, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, çocuğun geçimi ve gelişimi için gücü oranında katkıda bulunmakla yükümlüdür.

İştirak nafakası, kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Ancak çocuk ergin olduktan sonra eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür. Bu durumda şartlarına göre eğitim nafakası niteliğinde destek talebi gündeme gelebilir.

İştirak nafakasında, koşulların değişmesi halinde TMK m. 331 gereğince nafakanın yeniden belirlenmesi veya kaldırılması istenebilir. Örneğin çocuğun eğitim giderlerinin artması, sağlık sorunlarının ortaya çıkması veya ebeveynin ekonomik durumunun önemli ölçüde değişmesi halinde nafaka miktarı yeniden değerlendirilebilir.

İştirak nafakası şu hallerde sona erebilir:

  • Çocuğun ergin olması,
  • Eğitiminin tamamlanması,
  • Çocuğun ekonomik olarak kendi geçimini sağlayabilecek duruma gelmesi,
  • Ölüm gibi nafaka ilişkisini sona erdiren sebeplerin ortaya çıkması.

d. Yardım Nafakası

Yardım nafakası, boşanma hukukundan bağımsız olarak da gündeme gelebilen; üstsoy, altsoy ve kardeşler arasında doğan bir nafaka türüdür. TMK m. 364 uyarınca, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşler nafaka talep edebilir. Kardeşler bakımından bu yükümlülük, ancak refah içinde bulunmaları halinde söz konusu olur.

Yardım nafakasının amacı, yoksulluğa düşme tehlikesi bulunan yakın hısımların temel geçim ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu nafaka, boşanma nedeniyle değil; kanunun hısımlar arasında öngördüğü yardım borcu nedeniyle ortaya çıkar.

Yardım nafakasında mahkeme, nafaka isteyen kişinin gerçekten yoksulluğa düşme tehlikesi içinde olup olmadığını ve karşı tarafın mali gücünü değerlendirir. Ayrıca TMK m. 365 uyarınca, nafaka davası mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır ve davacının geçinmesi için gerekli olan yardım miktarı belirlenir. Nafakanın birden fazla yükümlüden istenmesi hakkaniyete aykırı ise hâkim, yükümlülükleri azaltabilir veya kaldırabilir.

Yardım nafakası genellikle ihtiyaç devam ettiği sürece sürer. Nafaka alacaklısının ekonomik durumunun iyileşmesi veya nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün ortadan kalkması halinde nafakanın kaldırılması ya da değiştirilmesi talep edilebilir.

Nafaka Miktarının Belirlenmesinde Dikkate Alınan Kriterler

Nafaka miktarının belirlenmesinde mahkeme somut olaya göre değerlendirme yapar. Bu değerlendirmede özellikle şu hususlar dikkate alınır:

  • tarafların gelir durumu,
  • malvarlığı,
  • sosyal ve ekonomik yaşam standartları,
  • çocukların eğitim ve sağlık giderleri,
  • nafaka isteyen tarafın gerçekten yoksulluğa düşüp düşmeyeceği,
  • nafaka türüne göre kusur durumu,
  • ödeme gücü.

Mahkeme, nafakanın hakkaniyete uygun olmasına dikkat eder. Bu nedenle nafaka miktarı sabit ve değişmez değildir; ekonomik koşullardaki değişikliklere göre artırılabilir, azaltılabilir veya kaldırılabilir.

Nafaka Davası Nasıl Açılır?

Nafaka davası, boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da ayrı bir dava olarak açılabilir. Dava açılırken hangi nafaka türünün talep edildiği açıkça belirtilmeli ve talep, somut vakıalarla desteklenmelidir.

Tedbir nafakası talebi, boşanma davası devam ederken ayrıca ileri sürülebilir. Yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası ise çoğu zaman boşanma davası içinde talep edilir; ancak şartları varsa sonradan da ayrı dava konusu yapılabilir.

Nafaka talebinde bulunan tarafın ekonomik durumunu, ihtiyaçlarını ve karşı tarafın ödeme gücünü gösteren deliller mahkemeye sunulmalıdır. Bunlar arasında maaş bilgileri, SGK kayıtları, banka hareketleri, kira sözleşmeleri, okul giderleri, sağlık harcamaları ve sosyal ekonomik durum araştırması yer alabilir.

Nafaka davaları, Aile Mahkemelerinde görülür. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesidir ve bu mahkeme Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Yetkili mahkeme ise, nafaka türüne ve davanın açılış zamanına göre değişir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir.

Nafaka Davası ile Karar Altına Alınan Bedelin Artırılması, Azaltılması ve Kaldırılması

Nafaka zaman içinde değişen ekonomik ve sosyal koşullara göre yeniden değerlendirilir. Nafaka ödeyen tarafın gelirinde azalma olması, nafaka alan kişinin ekonomik durumunun iyileşmesi, çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi veya başka önemli sebeplerin ortaya çıkması halinde nafakanın artırılması, azaltılması ya da kaldırılması istenebilir.

Örneğin nafaka borçlusunun işini kaybetmesi, gelirinin ciddi şekilde düşmesi veya nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi gibi hallerde mahkemeye başvurularak mevcut nafaka kararının değiştirilmesi talep edilebilir.

Nafaka Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nafaka davalarında görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Yetkili mahkeme bakımından ise, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu kural, nafaka alacaklısının korunmasını ve davanın daha kolay yürütülmesini amaçlar.

Sonuç

Türk hukukunda nafaka, aile bireylerinin ekonomik olarak korunmasını amaçlayan önemli bir hukuki kurumdur. Tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası olmak üzere farklı türleri bulunan nafaka, her somut olayda tarafların ekonomik durumu, ihtiyaçları ve kanuni şartlar dikkate alınarak değerlendirilir.

Nafaka taleplerinde doğru türün seçilmesi, usule uygun dava açılması ve delillerin eksiksiz sunulması büyük önem taşır. Nafakanın miktarı, süresi ve sona erme şartları somut olaya göre değişebileceğinden, hak kaybı yaşanmaması için hukuki süreç dikkatle yürütülmelidir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir